Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
Erol Karayel

ABHAZ-ADIGE AHLAK SİSTEMİNİN DÖRT TEMEL BİLEŞENİ

ZİHİNSEL KODLARIMIZ VE TOPLUMSAL PRATİKLERİMİZ

EROL KARAYEL

Abhaz ve Adıge halklarının bin yıllara dayanan kendine özgü ahlaki normları ve toplumsal pratikleri, bu kültürle yetişen kişilerin düşünce ve davranışlarına derinden işlemiştir. Bu kültürel kodlar, bireyin sosyal etkileşimlerine otomatik olarak yansımakta ve oluşturduğu farklılık, kültürü hiç tanımayan insanlar tarafından dahi hemen ayırt edilebilmektedir. Bu nedenledir ki, farklı ortamlarda kısa süre bulunan her Abhaz/Adıge, yeni tanıştığı insanların şu değişmeyen sorusuyla sıkça karşılaşır: “Afedersiniz, siz hangi millettensiniz?” veya doğrudan “Siz Çerkes misiniz?”

Peki, bu farkındalığı ortaya çıkaran dışavurumlarımızın kaynağı nedir?

İşte bu kışkırtıcı sorunun peşine düşerek, konuya dair mevcut açıklamalar ve akademik yayınlardan ulaşabildiklerimi inceledim.

Halk tabanında yaşlılarımız ve kültürel birikimine güvenen soydaşlarımız, ana dillerinde pek çok kavramı (khiabze, apsuara, auayura, asasyura, aşara, ayhabıra, tahmata, abırg, apşara, alöyşa, aüjlara vb.) zikrederek bunları yorumluyor ve konuya ilişkin değerli açıklamalarda bulunuyorlar. Adıge kardeşlerimiz de bu kavramların kendi dillerindeki karşılıklarını kullanarak benzer katkılar sunuyorlar. Ancak biraz detaylara inilmek istendiğinde, kavramların birbirinin içine girdiği, aralarındaki sınırların belirsizleştiği ve aktarıcıların bilgi birikimlerini her zaman tutarlı şekilde temellendiremediği görülüyor.

Benzer şekilde, yazılı kaynaklarda pek çok değerli çalışma bulunmakla birlikte, aydınlarımızın çoğunun -emin olamadıkları için olmalı- konuyu ham halde bırakarak net bir çerçeveye oturtmaktan kaçındıklarını veya önerdikleri kategorizasyonlarda mutabakat sağlayamadıklarını gözlemliyoruz.

Örneğin misafirperverlik ve yaşlılara saygı pratikleri kültürümüzde önemli bir yer tutuyor. Ancak bunları kategorik raflarına yerleştirmeye kalktığımızda karşımıza çıkan sorular net bir cevap bulamıyor: Bu bir Kiabze/Khiabze midir, Apsuara/Adiyaga’nın bir normu mudur, Auayura/Ts’ihuge’ye mi dahildir, yoksa bağımsız bir temel ilke midir?

“Hepsini kapsar” denildiğinde ise -aşağıda detaylıca ele alacağımız Apsuara/ Adiyaga, Kiabze/ Khiabze, Auayura/ Ts’ihuge, Alamıs/ Nemıs gibi- kavramları birbirinden ayıran nüanslar yokmuş gibi oluyor. Yani temel bir yanılsama içindeyiz de aslında hepsi aynı kavramın farklı ifade biçimleri mi?

Tabii ki değil ama her halükarda alanda belirgin bir kavram karmaşasının olduğu açık. Ancak şu da bir gerçek ki, bağlantıları tam olarak tanımlanmamış olsa da, Abaza/Adıge toplumu bütün bu kavramlara derinden değer vermiş ve -her ne kadar aşınmış olsa da- bu düşünce tarzını ve uygulamalarını yaşatarak günümüze taşımayı başarmıştır. Çünkü her kişi, refleksif olarak içinde yetiştiği toplumun kodlarını zihninde taşır. Sonra bu zihinsel kodlar düşüncemize yön verir ama biz bu yönlendirmenin farkında bile olmayabiliriz.

Ciddi bir endişe sebebidir ki, bu kültürün devir tesliminin yapıldığı ortamlar hızla yok oluyor. Toplumsal yaşam alanlarımızın neredeyse tamamen dağılması, yeni nesillerin bu düşünce ve ritüellere yeterince maruz kalmaması ve baskın dış etkiler nedeniyle doğal aktarım zinciri hemen hemen kopmuş durumda.

***

İşin diğer vahim boyutu ise, birkaç araştırmacının “son şahitlerden” yaptığı kıymetli derlemelerin folklorik bir merak nesnesi olarak raflarda tozlanmaya terkedilmesidir. Bu kaynaklardan da faydalanarak bir kültürel canlandırma faaliyeti neredeyse yok denecek düzeyde. Oysa bu değerlerin yaşamımızdan çıkmaması için teknolojinin getirdiği imkânlardan da faydalanarak yeni formatlarla genç nesillere aktarılması elzemdir. Ancak bu şekilde bizi biz yapan, bizi farklı kılan kimliğimizi ve varoluşsal özümüzü geleceğe taşıyabiliriz.

Bu yolda atılacak ilk adım, kavramlar dünyamızı kaostan kurtarıp kozmosa (düzene) kavuşturmak ve içlerini tutarlı şekilde doldurmaktır. Böylece sınırlarını netleştirerek kavramlar arası ilişkiler haritasını ortaya çıkarmamız mümkün olabilir. Anlaşılır ve cazip bir veri havuzu oluşturmalıyız ki, sosyal bilimcilerin, sanatçıların, aydınların, bilgi ve eğlence sektörüne içerik üretenlerin dikkatini konumuza çekip, kendilerinden yeniden diriliş çabamızda bize basamak olabilecek katkılar alabilelim.

***

Biz bu çalışmamızda, Abhaz ve Adıgeleri diğer toplumlardan ayıran değerlerin hem zihinsel (felsefi-ahlaki) hem de pratik (davranışsal-ritüel) yansımalarını irdeleyip, kavramları yerli yerine oturtmaya çalışacak; sonra da oluşturdukları sistemi görünür ve daha kolay anlaşılır hale getirmeye çalışacağız. Tabii çıkacak tablo bizim dokümanlardan anladığımızdır, bizim tasnifimizdir. Nihai hal olmayabilir. Yeni bulgularla farklı değerlendirmelere ulaşırsak elbette revizyona açık olacağız. Amacımız konuyu gündeme taşıyarak tartışmaya açmak, mümkünse farklı katkılar almaktır.

***

Konuya dair anlatılar ve akademik araştırmalar dikkatle incelendiğinde, dört ana kavramın merkezi öneme sahip olduğu görülüyor:

Apsuara/Adiyaga (Abazalık/Adıgelik),

Auayura/ Ts’ihuge (İnsanlık),

Alamıs/Nemıs (Vicdan) ve

Kiabze/Khiabze (Görgü Kuralları).

Girişte parantez içinde andığımız diğer tüm kavramlar da bu ana başlıklar altında sınıflandırılabilir.

Her biri farklı işlevlere sahip olan bu kavramlar birlikte Abhaz/Adıge kimliğinin ve toplumsal düzeninin temelini oluşturmaktadır. Şimdi bunları tek tek ele alıp aralarındaki farkları ve ilişkileri ortaya koymaya çalışalım.

  1. APSUARA/ADIYAGA: KOLEKTİF KİMLİĞİN VAROLUŞSAL ŞEMSİYESİ

Apsuara/Adiyaga, bireysel ve toplumsal ilişkilerimize kaynaklık eden temel etik normları içerir. Kelimelerin sözlük anlamı “Abazalık/Adıgelik” olup, bu etik ilkeler Abhazların/Adıgelerin kolektif bilincini, “biz olma” bilincini inşa eder ve toplumsal hafızanın belirli bir formatta nesiller arası aktarımını sağlar.

Abhaz akademisyen İnal-ipa Şalva’ya göre Apsuara, “Abhaz ulusal yaşam sistemi”dir ve “Onsuz Abhaz olunamaz.” Adıge akademisyen Bğajnoko Barasbiy ise Adigağa’yı “Adıgelerin manevi ve ahlaki kültürü” olarak tanımlar. Bu vurgular, kavramlardaki “varoluşsal bağa” işaret etmektedir. Yani Abazaları Abaza, Adıgeleri Adıge yapan temel değerler bu sistemde somutlaşır.

Konuyla ilgili yapılan araştırmalarda özellikle Abazalar tarafından Apsuaraya dahil edilen yirmiye yakın ilke bulunmaktadır. Bu çeşitliliğin temel nedeni, kavramları birbirinden ayırt edici kriterlerin net şekilde belirlenmemiş olmasıdır. Benim cüret ederek tespit ettiğim ayırt edici kriterlere göre, bu ilkelerin bir kısmı Apsuara kategorisi içinde değerlendirilemez.

Ben bu kategoride temel olarak şu ilkeleri görmekteyim:

– Saygı – Kendine (onur), insanlara ve doğaya saygı.

– Cesaret/Şövalyelik – Canını feda etme pahasına her zaman doğru ve haklının yanında olmak, zulmün ve zalimin karşısında tavır almak, kendisine sığınana sahip çıkmak.

– Bilgelik – Akla ve tecrübeye önem vermek.

– Diğerkâmlık – İhtiyacı olanı görüp, o yardım istemeden yardımcı olmak.

– Toplumsallık – Münzevileşerek toplumdan kopmamak

– Denge Duygusu – Duygulara hakim olma iradesi.

Apsuara ağacın kökleri, bu ilkeler ağacın topraktan aldığı besinler gibi, sistemi besleyen temel değerlerdir.

Bunların açılımlarını başka yazılarımızda ele almaya çalışacağız.

  1. AUAYURA/TS’İHUGE: İÇSEL AHLAKIN VE EVRENSEL İNSANLIK İDEALİNİN PUSULASI

Auayura/Ts’ihuge, “insanlık” anlamına gelen ve kişiyi evrensel ahlak düzeyinde tutan motivasyonel bir kavramdır. Apsuara/Adiyaga’nın önerdiği etik düzen, insanı diğer varlıklardan ayıran insanlık özünün gözetilmesini ve yitirilmemesini emreder. Yani, Apsuara’nın tanımladığı “biz”in, evrensel “insan” olma haline nasıl dönüştüğünü gösterir.  Bu kavram, tüm insani değerlerle derin bağ kurar.

“Ts’ihuge” kavramı Barasbi Bğajnoko’nun “Adıge Etiği” adlı eserinde “sevgi” ile ilişkilendirilir ve tüm insanlara sevgi duyulmasını öngörür. Y.V. Çesnov’un çalışmalarında belirttiği gibi, Auayura “nesilden nesile aktarılan bir emir” olarak kabul görmüştür.

Auayura/Ts’ihuge diğer tüm erdemleri insanlık değerleriyle denetleyen, dengeleyen bir ilkedir. Bu ilke, “cesaret” gibi temel erdemlerin bile ancak insanlık değeriyle birlikte anlam kazandığını vurgular. Örneğin, zalimin göstereceği cesaret makbul değildir. Gücü, merhametle yoğurmak gerekir.  “İnsanlıktan yoksun cesaret onursuzdur” özdeyişi, bu ilkenin diğer erdemlerle olan organik bağını gösterir. Auayura/Ts’ihuge olmadan diğer değerler yalnızca kuraldır; kurallar Auayura/Ts’ihuge ile ruha kavuşur. Köklerden (Apsuara) gelen kimliksel gücü, dallara (Kiabze) taşıyan, ona yön ve form veren gövdedir. Auayura olmadan, Apsuara dar bir milliyetçiliğe, Kiabze ise anlamsız bir ritüele dönüşebilir. Auayura/Ts’ihuge, düzeni, “yaşama anlam katan manevi kaynak” haline getirir.

Sevecenlik, empati, merhamet, özveri, topluma adanmışlık, yaşamın kutsallığına saygı gibi hasletleri içerir. Abazalarda birinin “Gerçek insan!” olarak tanımlanması en büyük övgü sayılır.

  1. ALAMIS/NEMIS: VİCDANİ DENETİM VE İÇSEL SORGULAMA MEKANİZMASI

Alamıs/Nemıs’ın en önde gelen anlamı “vicdan”dır. Vicdan, kişinin kendi tutum ve eylemlerini değerlendirme yetisidir. Alamıs, toplumsal yaptırımdan çok kişinin kendi vicdanı tarafından denetlenmesi, onurunu muhafaza etmesidir. Yani  içsel özdenetim mekanizmadır.

Alamıs/Nemıs’ın hem içsel hem de dışsal boyutları vardır. Utanç ve pişmanlık bilinci, dayanıklılık ve sabır, samimiyet ve gayret, kimse görmediğinde dahi doğruyu yapma iradesi, bütün canlılara merhamet içsel boyutlarını oluşturur. Dışsal boyutu ise bu değerlerin somut olarak günlük davranışlarda gözlemlenebilmesidir. Örneğin vicdanı ve onuru (Alamıs/Nemıs) olan vatanına sadakat gösterir, vicdanı ve onuru olan dostlarına özverili olur, vicdanı ve onuru olan güçsüzlere şefkat gösterir, vicdanı ve onuru olan ezilenlere cömerttir, v.b.

Toplumsal normları, kişinin içselleştirip özümseyerek bir “onur” meselesi haline getirmesini sağlar. Çesnov’un saha araştırmalarında tespit ettiği ortaklaşılan bir yargı, Alamıs’ını kaybeden kişinin “yaşayan ölü” kabul edildiğidir. “Abhaz’ın ölümü kendi vicdanındadır” sözü de, bu kavramın bireysel ve toplumsal hayattaki ağırlığını ortaya koymaktadır.

Alamıs, Apsuara/Adiyaga’nın içselleşmiş biçimi; Auayura/Ts’higue’nın ise vicdani temeli olarak görünmektedir.

Ağaç metaforundan devam edersek, ağacın özsuyu gibidir. Gövdedeki (Auayura/Ts’higue) ahlaki ilkeleri ve köklerdeki (Apsuara) kimliksel değerleri alarak en uçtaki dallara ve yapraklara (Kiabze/Khiabze) iletir, onları canlı tutar. Alamıs/Nemıs olmadan Auayura/Ts’hgue sıcaklığını kaybeder, Kiabze/Khiabze ise samimiyetsiz bir gösteriye dönüşür.

  1. KİABZE/KHİABZE: GÜNLÜK PRATİKLER VE DAVRANIŞSAL TEZAHÜRLER

Kiabze/Khiabze ahlaki düzenin somut, davranışsal tezahürüdür. Bğajnoko Barasbiy, Konfüçyüs’ün “Ritüelsiz saygı, kargaşaya yol açar” sözünü aktararak Khiabze’nin işlevine işaret eder. Kiabze/Khiabze,  Alamıs/Nemıs ve Auayura/Ts’ihuge gibi soyut değerlerin, Apsuara/Adigağa ilkeleri bağlamında gündelik ritüellere, eyleme ve görgü kurallarına dönüş dönüşmüş halidir.

Selamlaşma, ayağa kalkarak saygı göstermek, yaşlıları gözetmek, misafirperverlik, haddini bilmek yani ölçülü olmak (konuşma adabını bilmek; örneğin söz kesmemek) gibi şekillerde tezahür eder.

Ağacın dalları ve yaprakları gibidir. Köklerin (Apsuara/Adiyaga), gövdenin (Auayura/Ts’higue) ve özsuyunun (Alamıs/Nemıs) sağladığı hayatı dışa vurur. Kiabze/Khiabze olmadan, diğer tüm kavramlar soyut bir fikir olarak kalır, somut bir karşılık bulamaz.

DÖRT KAVRAMIN BİRBİRİYLE OLAN BAĞI

Her katman diğerine derinden bağlıdır ve aralarında hiyerarşi kurmanın doğru olmayacağını düşünüyorum.

Bu dört bileşen, bir ağacın birbiriyle sürekli alışveriş içinde olan parçaları gibi çalışır.

Düzenlediğim şu görsel aralarındaki bağı sanırım resmeder.

– Kiabze/Khiabze olmadan Apsuara/Adiyaga soyut bir ideal olarak kalır
– Alamıs/Nemıs olmadan Auayura/Ts’ihuge eylemsiz bir duyguya dönüşür
– Auayura/Ts’ihuge olmadan Kiabze/Khiabze şeklî bir ritüelden ibaret kalır
– Apsuara/Adiyaga olmadan tüm sistem anlamsız ve köksüz kalır
Hepsi birlikte, Abhaz/Adıge kültüründe ahlakın ruhtan davranışa, duygudan ritüele uzanan eksiksiz ve tutarlı yapısını oluştururlar.

Gerçek hayattan örnek verirsek:

Bir yaşlıya yer vermek (Kiabze/Khabze), yalnızca bir kural değildir. Onun arkasında, yaşa saygı (Apsuara/Adigağa), insana değer verme (Auayura/Ts’hugue) ve kişinin bunu içsel bir sorumluluk olarak hissetmesi (Alamıs/Nemıs) yatar.

Yine bir misafiri ağırlamak (Kiabze/Khiabze), Adıge/Abhaz kimliğinin bir gereğidir (Apsuara/Adıyaga), insanlığa sunulan bir hizmettir (Auayura/Ts’hugue) ve gösteriş için değil, içten gelen bir sorumlulukla (Alamıs/Nemıs) yapılır.

Bu model, kavram karmaşasını çözmek için bir araçtır. Amacım, bu organik bütünlüğü nüanslarıyla vurgulayarak, kavramlarımızın üst düzeyde incelikli, kültürel mirasımızın canlı, birbiriyle bağlantılı ve derin bir sistem olduğunu göstermek ve bu değerleri geleceğe taşımak için daha anlaşılır bir zemin sunmaktır.

Sonsöz

Abaza/Adıge ahlak sistemi, kökleri, gövdesi, özsuyu ve dallarıyla bir bütün olan ve birbiriyle uyumlu organik bir yapıdır. Bu sistemin ayırt edici özelliği, teorik prensiplerle pratik davranışlar arasında kurduğu güçlü ve organik bağdır.

Ancak modern dönemde bu sistemin varlığını sürdürebilmesi ve fonksiyonelliğini koruyabilmesi için:

Geleneksel değerlerin özünü koruyarak modern yaşama adapte edilmesi,

Genç kuşaklara anlamlı, cazip ve erişilebilir şekilde aktarılması,

Kurumsal destek mekanizmalarının etkin şekilde güçlendirilmesi,

Kültürel sürekliliği sağlayacak yenilikçi öğretim model ve politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.

Nihayetinde, Apsuara/Adiyaga, Auayura/Ts’ihuge, Alamıs/Nemıs ve Kiabze/Khiabze’nin oluşturduğu bu bütünleşik sistem, sadece halkımızın geçmişini değil, aynı zamanda kimliğini koruyarak geleceğe uyum sağlama kapasitesini de belirleyecektir.

Bu sistemi anlamak ve yaşatmak, sadece kültürel bir mirası korumanın ötesinde, insani değerler evrenine yapılmış değerli bir katkıyı da sürdürmek anlamına gelmektedir.

————————-

Kaynakça:

– İnal-ipa, Ş.D., “Abhaz Halkının Kuralları ‘Apsuara’ üzerine İnceleme”,Apsuara Materyalleri ve İncelenmesi, Sohum-2014
– Çesnov, Y.V., “Geleneksel Abhaz Davranışlarında Ahlaki Değerler”,Moskova-1984
– Bganba, Vitaly, “Abhaz Felsefesinin Temelleri”, Sohum-2005)
– Kuprava, A.E., “Geleneksel Kültür Sorunları-Abhazlar’da Yaşlılara Saygı”, Apsuara Materyalleri, Sohum-2014
– Dakokhova-Kharatokova, M.G. ve Arkhagov, M.Ş., “Abazin Etiği”, Cherkessk-2021
– Bğajnokov, Barasbi, “Adıge Etiği”, Nalçik-1986
– Sputnik Abhazya, “Abhazya’nın gelenek ve görenekleri”, 2014
– Sputnik Abhazya, “Kuprava, A.E. makalesi”, 2016
– “Abhaz geleneksel kültürü ve manevi özü – Apsuara”, Abhazya Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası, 25.10.2018, tppra.org
– “Abhazya’da selamlaşma ve iltifat biçimleri”, Abhazya Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası, 19.01.2016, tppra.org
– Etnografya, Abaza Kongresi, abaza.org
– “Abhazya Kültürü”, abkhazworld.com
– Adyghe Khabze maddesi, Vikipedi
– Khunagov,Rashid; Shaov, Asfar; Lyausheva Svetlana; Nekhaı, Vyacheslav,  Kuzey Kafkasya’da Etnik Evrimin Bir Faktörü Olarak Etnik Hoşgörü/Hoşgörüsüzlük İkiliği İçerisinde Geleneksel Adıge Yargı Kalıpları, Central Asian Survey, Cilt:17, Sayı:3, Yıl: 2016.

Bir Yorum

  1. Adıgeğa ve Çerkesliğin Beş Temel Etiği

    Adıgeğa (Адыгэгъэ), Çerkesliğin özünü oluşturan etik ve ahlaki bir sistemdir.
    “Adıge” ismi de bu sistemden gelir; dolayısıyla Adıge olmak, bu değerlere uymayı gerektirir.
    Adıgeğa, insanın hem kendine hem topluma hem de doğaya karşı sorumluluklarını belirler.

    1. Ŝıhuğa (Цӏыхъугъэ) – İnsanlık

    İnsanlık, bir kişinin diğer insanlara ve tüm canlılara karşı özverili, duyarlı ve adil davranmasını gerektirir.
    Şıhuğa, yaşamın merkezinde insanı değil, insanlığın onurunu koyar.

    2. Nemıs (Нэмыс) – Hak ve Adalet

    Nemıs, başkalarının haklarını gözetmek, adalet duygusuyla hareket etmektir.
    Bu ilke, bireyin yalnızca kendisi için değil, toplumun tüm üyeleri için doğruyu savunmasını emreder.

    3. Gupşıse (Гупщысэ) – Akıl

    Akıl, doğruyla yanlışı ayırt edecek düşünce birikimine sahip olmaktır.
    Bir Adıge, kararlarını bilgi, tecrübe ve sağduyu temelinde verir.

    4. Ĺığa (ЛIыгъэ) – Cesaret

    Cesaret ve yiğitlik, Adıge insanının karakterinde vazgeçilmezdir.
    Ancak bu cesaret, kaba güç değil; onurlu duruş, erdemli direniş ve korkusuz doğruluk anlamına gelir.

    5. Nape (Напэ) – Onur ve Utanma

    Onur, insanın kendine duyduğu saygıdır; utanma duygusu ise ahlaki sınırların bilincidir.
    Bir Adıge, hem kendini hem toplumunu küçük düşürecek davranışlardan sakınır.

    Adıge Xabze (Адыгэ Хабзэ)

    Adıgeğa’yı destekleyen ve günlük hayatta uygulamaya yön veren ahlaki kurallar bütünüdür.
    Xabze; saygı, ölçülülük, misafirperverlik, nezaket, tevazu ve dayanışma gibi değerleri somutlaştırır.
    Bu yüzden Xabze, Adıge halkı için sadece bir gelenek değil, yaşama biçimidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu