Dağa, Taşa, Denize Haykırmak mı; Muhatabın Karşısında Dimdik Durmak mı?

Türkiye’de yaşayan Çerkesler, yas günü olarak belirlenen 21 Mayıs gününü bu yıl da çeşitli programlarla yâd ettiler. Bugüne yapılan atıflar arasında en çok kabul göreni, 21 Mayıs’ın bir soykırım ve sürgün günü olduğu idi.
Yıllar önce, Üsküdar’da Kız Kulesi’nin karşında denize bırakılan karanfillerle başlatılan anma etkinlikleri zamanla STK’larımız tarafından benimsenmiş ve gittikçe artan katılımlarla çeşitli yerlerde daha ses getirici biçimlerde icra edilir olmuştur.
Bu yılki anma etkinliklerinin daha katılımcı, ses getirici ve dünyaya daha etkili duyurulması için Çerkes Dernekleri Federasyonu’nca bütün STK’larımıza yapılan birlikte hareket etme teklif yeterince karşılık görmemiş ve bu yıl da bir birliktelik sağlanamamıştır.
Bazı kuruluşlarımız 21 Mayıs’ta, bazıları 14 Mayıs’ta Kefken’de anma etkinliklerinde bulunmuşlardır. İstanbul’da da bir informel grup 21 Mayıs saat 14.00 itibariyle RF Konsolosluğu önünde toplanmış fakat katılım arzu edilen miktarda olmadığı için bir ses getirememiştir.
14 Mayıs Kefken etkinliğine “20 bin” civarında bir katılım olduğu iddia edilmiştir. Fakat, hangi sloganlar öne çıkarılmış, bu sloganları, konuşmaları muhatap duymuş mudur, görmüş müdür, kaydetmiş midir; basında ve görsel medyada yeterince yer almış mıdır, bilemiyoruz.
Çerkes Fed’in ortak hareket çağrısına müspet cevap veren kuruluşlarımız, hazırladıkları etkileyici pankartlarla, sloganlarla, milli kıyafetlerle çevrede olumlu bir etki oluşturmuşlardır. İki-üç bin katılımcı, muhatap RF karşısında yağmura rağmen dimdik durarak soykırımı unutmadıklarını ve acılarının 152 yıl geçmesine rağmen taptaze olduğunu haykırmışlardır. Anma etkinliği basında ve görsel medyada geniş yer bulmuştur. Bunun da ötesinde, İstanbul’un en yoğun bulvarında sürekli hareket halinde olan 10 binlerce kişinin merakına mucip olunarak konunun bilinirliğinin artmasına vesile olunmuş, yer yer alkışlarla samimi destek alınmıştır.
Sloganlar içinde üzerinde durulması ve şiar edinilmesi gerekeni “Muhatabın karşısındayız” ifadesidir. Yapılan işte başarı elde edilmesinin en önemli faktörü, muhatabı belirlemek ve çekinmeden istekleri yüzüne vurmaktır.
Dağa, taşa, denize yapılan haykırışlar acaba kimlerce duyuldu?
Gelecek yıllarda hep beraber hareket etme bilincine ulaşılması ümidiyle…
