Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
Araştırma/AnalizKafkasya Haberleri

KÜRESEL SALGININ BİR DİĞER KURBANI “ÇERKES SORUNU” MU OLDU?

MEDİNE ALİYEVA

COVID-19 salgını merkezi sahneyi doldurunca 2020’de Çerkes hakları konusunda çok az ilerleme gerçekleşti. Bazı aktivistler, Rus yetkililerin ülkedeki etnik azınlıkların haklarını ve onurlarını çiğnemeye devam ettiği müddetçe gelecek için hala umutlu olunabileceğini söylüyorlar.

ANDZOR KABARD

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan tanınmış Çerkes aktivist Andzor Kabard’a göre, 2020’de, gezegendeki tüm insanların yaşamlarında olduğu gibi Çerkeslerin hayatındaki ana olay da pandemiydi.  Kabard, “Ancak, Çerkeslerin hayatında bu yılın ana üzücü olayı, zamanımızın büyük Çerkes entelektüeli, eşdeğeri olmayan Profesör Bğajnoko’nun ölümüydü.  Bu çok büyük bir kayıp. ” dedi.

Barasbi Bğajnoko önde gelen bir bilim insanı, Kafkas bilim adamıydı. Kafkasya halklarının tarihi ve etnografyası, Çerkesler ve Kuzey Kafkasya halkları arasındaki iletişim kültürü üzerine bilimsel çalışmaların müellifiydi.

“Barasbi Bğajnoko’nun ölümü, bu dizide bile ayrı bir yerde duruyor; çünkü Çerkeslerin özbilincinde böylesine büyük bir etkiye sahip olan başka bir kişinin adını zikretmemiz zor. Bu, belki de hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir kayıp” diyen Çerkes aktivist Aslan Beshto da “Geçen yıl, Çerkes sorununa sahiplenen birkaç seçkin insanın hayatına mal oldu” diye eklemede bulunuyor.

Ancak Çek Cumhuriyeti’nde yaşayan Çerkes aktivist ve gazeteci Murat Temirov’a göre COVID-19 salgını “Çerkes meselesini” hiçbir şekilde etkilemedi; konu birkaç yıldır unutulmuş durumda.

MURAT TEMUROV

Aktivistler “Çerkes meselesini” kendileri için (öz kimlikleri için) ve tarihi vatanlarında yaşama hakkı olarak görüyorlar. Bu, kendi dilini kullanma hakkını, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Çerkes’i ülkesine geri gönderme hakkını ve onların dünyaya dağılmasına neden olan 19. yüzyıl soykırımının tanınmasını içeriyor.

“2014 Soçi Olimpiyatları arifesinde, Rus yetkililer Çerkes teması işleyen girişimleri durdurmak için önemli çabalar gösterdi. Ajanlarını Çerkes meselesini marjinalleştiren “aktivistler” arasına katarak onları kullandılar; siyasi ve uluslararası hukuki sorunu folklorik ve etnografik seviyeye indirdiler. ” “Çerkes ortamında, hem özel hizmetlerin doğrudan temsilcileri, hem de onların devşirdiği taklitçiler var; bu da konuya ilgi gösterenlerin her türlü çabasını yok ediyor. Bu nedenle 2020 yılı, Soçi Olimpiyatı’nın neden olduğu Çerkes meselesine yönelik dikkat yoğunlaşmasının, ilgili bölümlerin özel etkinlikleriyle dağıtıldığı önceki 6-7 yıldan farklı değil ” diyor Temirov.

Ancak Temirov’un da ifade ettiği gibi, Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi ile yapılan tartışmalı röportaj da dahil olmak üzere 2020’de meseleyi ön plana çıkaran bazı olaylar oldu.

“GÜZEL EFSANE”

Şubat 2020’de salgın gerçek boyutlarına ulaşmadan önce Rus devlet haber ajansı Sputnik, Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Aleksey Erkhov ile Kafkas savaşını ve Suriye’deki durumu tartıştığı bir röportaj yayınladı.

Türkiye, çeşitli tahminlere göre, tarihi Çerkesya’nın nüfusunu bile aşan birkaç yüz binden milyona kadar değişen sayıyla dünyanın en büyük Çerkes nüfusa sahip ülkesi.

Rus yetkili, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun öfkesine yol açan Çerkeslerin trajik tarihine ilişkin olumsuz açıklamalarda bulunmasaydı her şey yoluna girecekti.

Erkhov, Çerkeslerin Rus İmparatorluğu tarafından tarihi vatanlarından sürülmesini “güzel bir efsane” olarak nitelendirdi. İstanbul’daki Rus büyükelçiliği dışındaki Çerkes sivil toplum örgütlerinin gösteri ve protestolarının “tarihsel olarak oluşmuş” “saldırgan Rusya” klişesinden kaynaklandığını savundu.

Özellikle Türkiye’deki Çerkes STK’ları açıklamalara kınama ve protesto eylemleriyle karşılık verdi.

Murat Temirov, bu açıklamaların “Çerkes meselesinin” yeniden canlanmasına katkıda bulunmuş olabileceğine inanıyor.

“Erkhov, özel servislerin doğrudan veya geçici temsilcileri olan, tüm sözde ‘aktivistlerden’ bile fazlasını yaptı.” “Ve Türk yetkililerin medyadaki müteakip tepkisi de Çerkes meselelerine odaklandı. Bu yüzden Erkhov, iyi gizlenmiş bir Çerkes ajanı olarak çalıştı ” diyor Temirov.

Türkiye’deki Çerkes Dernekleri Federasyonu (Çerkes Fed) yöneticileri  ile Türk parlamentosu başkanı arasında bir toplantı da oldu.

NURET BAŞ

Çerkes Fed Başkanı Nusret Baş, gruplarının Meclise, Türkiye’yi, 19. Yüzyılda Karadeniz bölgesinde yaşayan yerli halkın Rus İmparatorluğu tarafından katledilmesini soykırım olarak tanımaya çağıran bir dilekçe sunduğunu söyledi.

Baş, OC Media’ya verdiği demeçte, “Dava Türkiye Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu’na havale edildi ve orada tartışılacak” dedi.

Andzor Kabard, büyükelçinin açıklamasının dünyanın dört bir yanındaki Çerkesler arasında şiddetli bir tepkiye neden olduğunu, ancak zamanla küresel pandemi tartışılmaya başladıkça, yaşanan duyguların yoğunluğunun önemli ölçüde azaldığını söyledi. Halkın ilgisinin kısa süre sonra daha acil sorunlara kaydığını belirtti.

Kabard, “Büyükelçi istifa etmedi, bu da Çerkes toplumunun baskısının yetersiz olduğu anlamına geliyor” dedi.

SOYKIRIM ANITI

Ancak büyükelçinin yorumları, Çerkeslerin Rus yetkililerden 2020 yılında gördükleri tek hakaret değildi.

Çerkes toplumunda yeni bir öfke dalgasının sebebi, 19. yüzyılda Batı Kafkasya’yı işgal eden, yerli halkın çoğunu kovan veya öldüren  “Rus askerlerinin başarılarına dair anıt”ın Krasnodar Bölgesi Adler’e yerleştirilmesiydi.

Çerkes aktivistler, anıtın yerleştirilmesi nedeniyle yetkilileri emperyalistlikle suçladılar ve anıt kısa süre sonra kaldırıldı.

Murat Temirov, bu olayın yeni Rusya’da yetkililerin Çerkeslere tahsis ettikleri yeri bir kez daha gösterdiğini söylüyor.

“Gerçekte, bu tür aşırılıklar ne kadar fazla olursa, halen bağlı oldukları mevcut rejimin kendilerini ülkenin tam eşit vatandaşları olarak tanımadığını yavaş yavaş fark eden Çerkesler arasında ulusal bilinç de o kadar çabuk uyanacaktır.”

Nusret Baş, halen Çerkeslerin yaşadığı bölgede “Çerkes soykırımı suçlusu generallerin” anıtının dikilmesinden “endişeli” olduğunu söylüyor.

Baş, anıtın sökülmesinden sonra, bazı önde gelen Rusların, Çerkeslere yönelik saldırgan açıklamalarla tepki verdiğini de kaydederek, “Onların açıklamaları bizim için kabul edilemez” diyor.

Bunun önemli bir örneği, bir halk figürü olan Rus tasarımcı Artemy Lebedev’di.

Bu, başarısız olsa da, Lebedev’i Ağustos ayında Başkan Putin tarafından kendisine verilen Anavatan 2. Sınıf Liyakat Madalyasından mahrum bırakan bir kampanyaya yol açtı.

Andzor Kabard, Lebedev’e odaklanmanın yanlış olduğuna inanıyor.

“Bir Rus İnternet manyağının görüşü dikkate değer değildir” diyor.

“Rusya’da ‘daha güçlü mıknatıslar’ var: Parlamento Başkan Yardımcısı Jirinovsky, tüm Kuzey Kafkas halklarının soykırımı için merkezi televizyondan çağrıda bulundu. Başbakan Yardımcısı Rogozin aynı adrese yönelik açıkça aşağılayıcı sözler söyledi. Başbakan Yardımcısı Kozak [şimdi başkan yardımcısı] bir zamanlar Yahudi Soykırımı hakkında cüret ettiği gibi, Çerkes soykırımına yönelik de aynı ruhla konuşmaya çalıştı.. Bu insanlara henüz hesap sorulmamışken, renkli saçlı bir blog yazarı kimin umurunda? Kesinlikle benim değil” diyor Kabard.

“İKİNCİ SINIF VATANDAŞLAR”

COVID-19 salgınına rağmen Rus yetkililer, Çerkes örgütleri de dahil olmak üzere ülkedeki etnik azınlıkların birçoğunun karşı çıktığı yasal değişiklikler için 2020’de baskı yapmaya devam etti.

Cumhurbaşkanı Putin, ilgili yasayı imzalayarak, yurtdışındaki etnik Rusların Rus vatandaşlığı almasını kolaylaştırdı ve artık bunu diğer ülkelerin vatandaşlığından vazgeçmeden de yapabiliyorlar.

Ancak, yurttaşlar yasası, uzun yıllardır tartışma konusu olan yabancı ülkelerdeki etnik Çerkesler için geçerli değil.

Şubat ayında Devlet Duma Komitesi, Rusya Federasyonu Anayasasında yapılan ve Rus dilini “devlet kurucu halkın dili” olarak tanımlayan bir değişikliği destekledi .

Bu girişim, ulusal dilleri seçmeli hale getiren öğretim politikasının bir devamı olduğunu gören Çerkes aktivistler tarafından şiddetle kınandı.

Yeni değişiklikler, yalnızca hükümet yanlısı pozisyonlarıyla tanınan Uluslararası Çerkes Derneği (DÇB) başkanını memnun etti. Grubun başkanı Hauti Sokhrokov, değişikliğin “kesinlikle doğru, dengeli ve Rus dilinin devlet oluşturan bir dil olarak önemine odaklandığını” belirtti.

Bazı Çerkes sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu’na değişiklikler hakkında şikayette bulundu .

“Çerkes soykırımının tanınmasıyla ilgili olarak Meclis Başkanı’na sunduğumuz dava Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu’na devredildi ve orada görüşülecek” diyen Çerkes Fed Başkanı Nusret Baş şöyle devam etti: “Rusya Anayasası’ndaki ırkçı açıklamalarla bağlantılı olarak BM İnsan Hakları Komisyonu’na yaptığımız şikayetin kabul edilmesi ve dikkate alınması da bizim için önemliydi. Rusya’daki yeni anayasal tedbirler, Çerkes cumhuriyetlerine, ana dillerine ve kültürlerine yönelik saldırıları yoğunlaştırmanın yolunu açtı.”

Çerkes aktivist Murat Temirov’un da belirttiği gibi, Rusya’daki yerli dillerin “kamusal yaşamın sınırları dışına itilerek ve en iyi ihtimalle bir ev kullanımına dönüştürülmek suretiyle kamusal alanda yer alması istenmiyor.”

“Bu nedenle, ülkenin yerli halkları, rezervasyondaki Kızılderililer gibi ikinci sınıf vatandaş olarak kabul ediliyor.” Çerkes aktivist Temirov, “Aynı şey, Jirinovsky gibi hükümete paralel konuşmacıların defalarca ifade ettikleri gibi, cumhuriyetlerin statüsünün tam teşekküllü tebaalardan, ikincil bölgeler durumuna düşürülmesi, tamamen kaldırılma niyetiyle ilgilidir” diyor.

Nusret Baş da bu ihtimal konusunda uyararak, “Federalizmin bittiğini söyleyebiliriz” diyerek, “Cumhuriyetlerin sembolik de olsa devlet alameti taşıyan kurumları tek tek kaldırılıyor. Cumhuriyetlerdeki Anayasa Mahkemeleri’nin kaldırılması da bunun son örneğidir” şeklinde eklemede bulunan Baş, “Ulusal cumhuriyetlerin kaldırılması hedeflerine doğru adım adım ilerliyorlar” diyor.

ÇERKES AKTİVİZMİNİ 21. YÜZYILA TAŞIMAK

Pandemi, dünyadaki sosyal etkileşimleri değiştirdi ve Çerkes toplumu da bunun dışında kalamadı.

Çerkes-Fed’den Nusret Baş, bunun sivil toplum örgütlenmesi ve diasporadaki ve anavatanlarındaki Çerkesler arasındaki etkileşim de dahil olmak üzere bir dizi önemli değişikliğe yol açtığını söylüyor.

Baş, “Çerkes toplumundaki iletişimi sosyal ağlar aracılığıyla dünya çapında genişletmek önemlidir” diyor. “Eve gidiş gelişler minimumda tutulduğu için, bu yıl pek çok yüz yüze görüşme yapılamadı. Ancak Çerkeslerin iletişimi halen sosyal ağlardaki yayınlarla devam ediyor ki bu çok önemli” diyor.

ASLAN BEŞTO

Kabardey Kongresi Başkanı Aslan Beşto’ya göre, 2020’de sıradan sokak olaylarından çevrimiçine doğru bir geçiş oldu.

Birçok Çerkes, daha önceki yıllarda büyük sokak yürüyüşleri ve araçlı konvoyların eşlik ettiği Çerkes Bayrağı Günü’nü sosyal izolasyon içinde kutlamak zorunda kaldı. Aynı şey, 2020’de Kafkas Savaşı’nın sona ermesinin 156. yıldönümü olan ve Çerkesler için bir trajedi günü haline gelen unutulmaz 21 Mayıs tarihi için de söylenebilir.

Türkiye’de ülke genelindeki birçok şehir ile Kuzey Kafkasya’da düzenlenen anma etkinlikleri çoğunlukla internet üzerinden yapıldı.

Beşto, “Yeni teknolojiler aynı zamanda, halkla ilişkilerde eski yöntemin ne kadar modası geçmiş olduğunu ve yeni türden Çerkes örgütlerinin ne kadar kendinden emin ve kendilerini cesur hissettiğini de görme fırsatı verdiğini” söylüyor.

“Bu deneyim, Sovyet sonrası tipteki sıradan sivil toplum kuruluşlarının zamanının geri dönülemez bir şekilde geçtiğini ve artık tamamen farklı kuruluşların sahne aldığını iddia etmemizi sağlıyor.”

Biz de Beşto’ya atıfta bulunarak, bu kuruluşların belirgin bir liderliğe sahip olmadığını söyleyebiliriz. Bunun yerine, ortak bir fikir ve ortak bir hedefte birleşiyorlar.

Ona göre tüm bunların, pandemiden sonra Çerkes hareketinin daha da gelişmesi üzerinde kesinlikle çok olumlu bir etkisi olacak.

——————————–
Alıntı: oc-media.org, 4 Şubat 2021
Edit: Kuşba E.

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu