Çerkes Etem Travması.
(Ulusalcı sol zihniyet onurumuzu, milliyetçi sağ zihniyet kafamızı kırdı.)
Yıl 1982 ve ben ortaokul ikinci sınıf öğrencisiydim. 12 Eylül 1980 darbesinden sora öğretmenler arasında ideolojik gruplaşmalar hala devam ediyordu. Tutku derecesinde İsmet İnönü hayranı Hayrettin Aksoy adında bir edebiyat öğretmenimiz vardı. Kendisi edebiyat öğretmeni olmasına rağmen, sanki tarih öğretmeniymiş gibi mutlaka her derste İsmet İnönü’den övgüyle dakikalarca bahseder yere göğe sığdıramazdı. Bir gün yine İnönü’den bahsederken konuyu Çerkes Etem olayına getirdi.
“Çocuklar İsmet Bey öyle büyük bir devlet adamıydı ki bu ülkeyi Hain Çerkes Etem’in gazabından o kurtardı. Biliyorsunuz bu hain Çerkes Yunanlılarla birlik olup Türk askerine kurşun sıkmış, birliklerimizi arkadan vurmuştu. Ama İsmet Bey bu haine Dünyayı dar etti, en sonunda belasını buldu.” Şeklinde ballandıra ballandıra Etem Beyle ilgili olarak kin ve nefret dolu birçok şey anlatmaya başladı.
Aksoy öğretmen İsmet Beyi yücelterek Çerkes Etem’i de alçaltarak anlattıkça sınıftaki alaycı bütün gözler bana dönmüştü, o anlattıkça ben utanıyor, sıkılıyor, yerin dibine geçiyordum. Bir ara Gülseren’e doğru baktım. Gülseren de çerkesti, o da utancından kıpkırmızı olmuş başını öne eğmiş hiç kıpırdamıyordu. O zamanki çocuk aklımla bu konuda savunma yapabilecek hiçbir bilgim ve birikimim yoktu. “Çerkes Etem kimdi, ne yapmıştı, neden bizi bu kadar aşağılıyorlardı” ne ben, ne de Gülsen bilmiyorduk. Ne söylense çaresizce sinemize çekip kabulleniyorduk. O gün yaşadığım ezikliği ve mahcubiyeti ömrüm boyunca unutmam mümkün değildi. O dersten sonra okulda Gülseren hariç kimseyle konuşmaz ve sürekli arkadaş ortamlarından kaçar olmuştum.
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra bu sefer inkılâp tarihi dersi öğretmenimiz bir daha ki dersin konusu “Hain Çerkes Etem olayı, çalışıp ta gelin rast gele birinize anlattıracağım.” dedi. Ben daha edebiyat dersinde yaşadığım travmanın etkisinden kurtulamamıştım ve bir kez daha aynı ezikliği yaşamayı ne pahasına olursa olsun göze alamazdım. Bahse konu İnkılap tarihi dersi geldi çattı. Ben Gülseren’e bu derse girmeyeceğim dedim. O da aynen benim gibi düşündüğünü söyledi ve ikimizde derse girmedik.
O zamanlar okul etrafında oturulacak kafe, pastahane vb. şeyler yoktu. Üstelik derse girmediğimizi gören bir öğretmen olursa ceza da alabilirdik. Bizde çareyi spor salonu merdivenin altına oturup saklanmakta bulduk. İkimizde derin düşüncelere dalmış hiç konuşmadan otururken birden üzerimize bir gölge düştü. Başımızı kaldırıp baktığımızda elinde bir metre sopayla müdür yardımcısı karşımızda dikeliyordu. İkimizi de kulaklarımızdan tuttuğu gibi sürükleyerek müdür odasına götürdü ve müdüre,
* “Bu ikisi dersi asmış, merdiven altında aşne-fişne yapıyorlar dedi.”
Bir taraftan Müdür, bir taraftan Müdür Yardımcısı kollarını sıvadı ve bizi dövmeye başladı. Bu iğrenç iftiraya verecek bir cevabımız yoktu. İkimizde derse neden girmediğimizi söyleyemedik, söylesek te bizi anlamaları mümkün değildi. İçimizdeki öfke ve yaşadığımız çaresizlik aldığımız darbelerin acısını bastırıyordu. Biz aldığımız darbelere aldırış etmeden dik durdukça onlar daha da hırçınlaşarak üzerimize saldırıyordu. O gün Gülseren baldırlarına onlarca kızılcık sopası yemesine rağmen sesini koy verip ağlamadı, zavallı kız sadece gözyaşlarına hükmedemedi. Bizi dövmekten yorulan kahraman idarecilerimiz ikimizi de okuldan atmakla tehdit ettiler ve bu konuda gereken girişimde de bulundular. Neyse ki Gülseren’in banka müdürü babası araya girerek bizi o yıl okuldan atılmaktan kurtarmıştı. Çerkes Etem’den dolayı yaşadığımız sıkıntıların üzerine bir de yüz kızartıcı alçakça bir itham eklenmişti ve o yıl ikimiz içinde bir türlü geçmek bilmemişti.
Yılmaz DÖNMEZ
Mart 1982-Erbaa






Yıl 1995 lise yılları. Reyhanlı Lisesi ders inkılap tarihi öğretmenimiz Faruk Tekirdağ (büyük saygıyla) konu Çerkes Ethem olayı, okuyup gittim sınıftaki iki adigeden biriydim. Faruk hoca susmayacağımı bilir gibi üçüncü cümlede hain kelimesini kullandı. Cümle bitti. Ben ayağa kalktım. Çerkes Ethem hain değildi dedim. Peki Ayşegül kaynak gösterirsen söz veriyorum ben de bu derste bu kitaba bağlı kalmayacağım dedi. Ertesi gün Çerkes etmemin hatıraları kitabını götürdüm ona. Bir sonraki derste ise Ayşegül haklıymış Çerkes Ethemin hain olmadığını anlatarak dersi işledi. Gözüme bakarak her cümlesinde başımı biraz daha dik tutmadı sağladı koca sınıfta… Çerkez Ethem olayından Reyhanlı Lisesine ve bir Çerkes kızına kalan gurur da budur… Saygılar…