SÜRGÜNÜN 82. YILINDA KIRIM TATARLARININ MÜCADELESİ SÜRÜYOR.
KIRIM’IN ASİL EVLATLARI
Kırım Tatar halkının 18 Mayıs 1944’te haksız ve mesnetsiz suçlamalarla öz vatanlarından koparılarak sürgüne gönderilişinin 82. yıl dönümünde; kalbimiz, dualarımız ve dayanışmamız sizlerle.
Sürgün yollarında, sürgün coğrafyalarında ve vatan mücadelesinde hayatını kaybeden bütün Kırım Tatarlarını rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz.
Kırım Tatar halkının adalet, insan hakları, hürriyet ve tarihî hafıza mücadelesinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Acınız acımızdır.
ÇERKES DERNEKLERİ FEDERASYONU

***
NE OLMUŞTU?
KIRIM TATARLARININ YARASI 82 YILDIR KANIYOR
Tarihin tanıklık ettiği en ağır toplu sürgün ve zorunlu nüfus transferlerinden biri olan Kırım Tatar Sürgünü, yıl dönümünde dünyanın birçok yerinde hüzün, hafıza ve adalet çağrısıyla anılıyor.
18 Mayıs 1944 gecesi, Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin yönetiminin kararıyla yüz binlerce Kırım Tatarı öz vatanları Kırım’dan koparıldı. Aradan geçen 82 yıla rağmen sürgünün açtığı toplumsal, demografik ve kültürel yara kapanmış değil.
Cephede savaşanlar, sürgün yollarında ölen aileler
1944 yılında Sovyet ordusunun Kırım’ı Nazi işgalinden geri almasının hemen ardından, Kırım Tatar halkına yönelik kitlesel tehcir operasyonu başlatıldı. Oysa binlerce Kırım Tatarı aynı dönemde Sovyet ordusu saflarında Nazi Almanyası’na karşı savaşmaktaydı.
Buna rağmen kadınlar, çocuklar, yaşlılar, hastalar ve cephede bulunan askerlerin aileleri, “toplu ihanet” suçlamasıyla hedef alındı.
18 Mayıs gecesi NKVD birlikleri tarafından evleri basılan Kırım Tatar ailelerine çoğu yerde yalnızca birkaç dakika hazırlık süresi tanındı. İnsanlar sınırlı miktarda eşya almalarına izin verilerek tren istasyonlarına sevk edildi ve yük vagonlarına dolduruldu.
Hayvan vagonlarında sürgün ve kitlesel ölümler
Sovyet resmî kayıtları ile araştırmacıların verdiği rakamlar arasında farklılıklar bulunsa da, yaklaşık 180–200 bin Kırım Tatarı birkaç gün içerisinde Orta Asya, Urallar ve Sovyetler Birliği’nin uzak bölgelerine sürgün edildi.
Haftalar süren yolculuk boyunca açlık, susuzluk, salgın hastalık ve insanlık dışı taşıma koşulları nedeniyle binlerce kişi hayatını kaybetti. Takip eden yıllarda sürgün yerlerindeki ağır yaşam koşulları, ölüm oranlarını daha da artırdı.
Araştırmacılar, sürgünün ilk yıllarında Kırım Tatar toplumunun önemli bir bölümünün yaşamını yitirdiğini belirtmektedir.
Kültürel yıkım ve hafızanın silinmesi
Sürgün yalnızca nüfusun yerinden edilmesiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda geniş çaplı bir kültürel tasfiye sürecini de beraberinde getirdi.
Kırım Tatarlarına ait yerleşim yerlerinin isimleri değiştirildi, çok sayıda tarihî mezarlık, cami ve kültürel miras unsuru tahrip edildi veya kaderine terk edildi. Boşaltılan bölgelere Sovyet yönetimi tarafından farklı nüfus grupları yerleştirildi.
Böylece Kırım’ın tarihî demografik ve kültürel dokusu köklü biçimde dönüştürüldü.
Dönüş mücadelesi
Kırım Tatar halkı sürgün coğrafyalarında onlarca yıl boyunca ağır kısıtlamalar altında yaşasa da, vatanlarına dönüş talebinden vazgeçmedi.
1980’li yıllarda Sovyetler Birliği’nde başlayan görece siyasal yumuşama ortamı içerisinde Kırım Tatar aktivistleri hak mücadelesini daha görünür hale getirdi. Moskova’daki protestolar, uluslararası kamuoyuna yapılan çağrılar ve örgütlü sivil mücadele sonucunda dönüş süreci hız kazandı.
1989’dan itibaren yüz binlerce Kırım Tatarı büyük maddi zorluklara rağmen Kırım’a geri dönmeye başladı.
Bugün ise Kırım Tatar halkı ve diasporası; tarihî adaletin tesisi, sürgünün uluslararası düzeyde tanınması ve kolektif haklarının korunması için mücadelesini sürdürmektedir.





