İBRAHİM YAĞAN’LA ÇERKES TOPLUMU VE İSLAM HAKKINDA
Caucasus Times, Adige aktivist İbrahim Yağan’la gündemdeki konuları ele alan bir görüşme yaptı.
***

Caucasus Times : İbrahim, sen Çerkes ulusal hareketinin merkezinde birisin ve gelişim dinamiklerini takip ediyorsun. Bugün sence Çerkes toplumunda hangi ruh hali hakim?
İbrahim Yağan: İtiraf etmeliyim ki Çerkes ulusal hareketi şu anda düşüşte. Bu özel nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bunlardan en önemlisi elbette 2005 olaylarıdır (radikal Müslümanların Kabardey-Balkar güvenlik güçlerine saldırısı). 2005’ten en azından 2015’e kadar, KBC’mizde, Moskova’da dazlaklar tarafından öldürülenler de dahil olmak üzere bir dizi KTO (Terörle Mücadele Operasyonu) gerçekleşti. Dini veya ulusal nedenlerle olmasını ayırmadan yaklaşık 2000 dinamik genç öldü. Bunlar bizim vatandaşlarımızdı. 2000 genç, eğitimli ve güçlü insan… Bu bizim için çok büyük ve ağır bir kayıp oldu. Mecut baskının küçük halkımız için pek çok yönden tahammül edilemez halde olduğu ortaya çıktı.
Ve son yıllarda Rusya’da ve komşu cumhuriyetlerimizdeki duruma da bakalım. İnguşetya’da, Kuzey Osetya’da pandemi ile bağlantılı olarak neler oldu? Nedense yetkililer, ulusal hareketler halkla ilişkiler konusunda çok yetersizler. Genel olarak çok fazla insan hapislerde ve güvenlik güçlerinin çok fazla yetkisi var. Milliyeti ne olursa olsun, kamuya mal olmuş tüm kişilere zulmedilmektedir. Güvenlik güçlerinden çok fazla baskı var. Ve burada hayatı, aileyi, çocukları riske atmak, birçok sosyal aktivist için dayanılmaz bir yük haline geldi. Ve açıkçası, herkes çok dikkatli. Ama bence bu durum geçecek. Çünkü gençler, özellikle tutkulu olanlar, öğrenmek, gelişmek ve özgürlüğe ihtiyaç duymak zorundadır ve bir kafeste yaşamaları imkânsızdır. Ve umalım ki bu son yakındır. Spor yorumcusu Ozerov’un dediği gibi, “bazı hedefler demleniyor”. Bu nasıl sonuçlanacak? Umalım ki iyi olsun.
Caucasus Times : İslamlaşmanın Çerkes çevresi üzerindeki etkisi nedir?
İbrahim Yağan : Çocukken anneanneme abdest alırken yardım ederdim. Beni överdi ve Müslüman olduğumu söylerdi. Ve biz bunun içinde, yerel koşullara, adatlara (xabze) mükemmel şekilde uyarlanmış bir dinde büyüdük. Ve burada hiçbir çelişki yoktu.
Ve perde kalktığında, Türkiye’den ve diğer ülkelerden mollalar gelip çocuklarımıza Kuran öğretmeye başladı. Dünyanın her yerinden gelenlerle köylerimize birkaç cami inşa ettik ve oraya para yatırdık. Ve aniden, ağırbaşlı mollalar yerine Suudi Arabistan, Pakistan’da eğitim görmüş gençler ortaya çıkmaya başladı. Katı bir şekilde İslam’ı tebliğe başladılar. Önceki din adamları zorbalığa uğradı. Ve bu radikal İslam, halkımızı Vahhabiler ve milliyetçiler olarak ikiye böldü.
Bence din, İslam, insancıl bir din ama radikal din ortaya çıktığından beri birçok genç öldü. Ama İslam bu kadar insanı öldürmemeli. İslam öldürmez. Bu bir yaratılış dinidir. Ama bu kadar çok insanın ölümünü tahkik etmek ve ne olduğunu anlamak gerekir. Bizi birleştirecek olan gerçek ve normal İslam’a ne zaman kavuşacağız bilemiyorum.
Caucasus Times : Görünüşe göre 100 yıl önceki İslam’a dönüleceğini düşünüyorsun?
İbrahim Yağan : Dürüst olmak gerekirse, öyle umuyorum.
Caucasus Times : 90’ların Çerkes gençliğinin düşüncesi günümüz gençliğinden nasıl farklılaştı?
İbrahim Yağan : Günümüz gençleri daha eğitimli ve teknoloji ile daha donanımlı durumda. Neredeyse tüm zamanlarını internette yaşıyorlar. Onlarla konuştuk, ormana, dağlara, gittik, ateşin başına oturduk. Ama iyi bir eğilim de var. Mesela Kabardey at ırkı… Bu bizim kültürümüzün temel direklerinden biridir. O, zamanında bizi birleştirdi ve şimdi gençlerimizi birleştiriyor ve bu şaşırtıcı değil. At besleyen, Çerkes gibi giyinen birçok gencimiz var. Elbette bir değişiklik var, ama bunun önemli olduğunu düşünmüyorum. Ve eminim ki vatanı savunmak, adatları savunmak, xabze’yi savunmak ve tabii ki dini savunmak konusu zorlaşırsa, gençlerin önemli söz sahibi olacağını düşünüyorum.
Caucasus Times : Çerkes halkının soykırımının tanınması konusu… Bu konuda nasıl düşünüyorsun? Çerkes ulusal hareketinin liderlerinin soykırımı tanıması için federal merkeze başvurmaları gerekiyor mu? Yoksa Çerkes ulusal hareketi bu aşamayı geçti ve soykırım meselesi halk tarafından kabul edildi mi? Adıgeleri, Kabardeyleri, Çerkesleri ve Şapsığları yeniden tek bir halk olarak birleştirerek rolünü çoktan yerine getirdi mi? Yoksa soykırımın tanınması talebi hala geçerli mi? Ne düşünüyorsun?
İbrahim Yağan : Çerkes halkının soykırımının tanınması talebi bugün için de geçerlidir. Gerçek için savaşmalıyız, atalarımızın rehabilitasyonu için savaşmalıyız. Savaşın savaş olduğunu ve bunun sömürge döneminde olduğunu anlıyorum. Yine anladığım kadarıyla, Kafkasya’da Rusya, Kuzey Afrika’da Fransa, Hindistan’da İngiltere, Amerika ve tüm Avrupa da aynı şeyi yapıyordu. Ancak dünya şimdi ilerledi ve Avrupa ülkeleri sömürgeleştirdiği ülkelerden onlara yardım etmeye çalışarak özür bile diledi. Fransa’yı alırsanız, eski kolonilerin sakinleri gelip bu ülkede vizesiz çalışabiliyorlar. Rusya’nın da bu sorumluluktan bir şekilde kurtulması ve gelecek için tarihten bazı sonuçlar çıkarması gerektiğine inanıyorum. Açık konuşmak gerekirse, bugün tüm orijinal Çerkes topraklarının geri verilmesini talep etmiyoruz. Orada hiçbir suçu olmayan insanların yaşadığını anlıyoruz. Bu topraklarda doğdular ve oraları vatanları olarak görüyorlar. Onlarla yaşıyoruz, bir lokma ekmeği onlarla paylaşıyoruz ve bizim onlarla hiçbir sorunumuz yok. Ancak Rusya, adalet adına, hakikat adına Çerkeslerin soykırımını tanımakla yükümlüdür.
Caucasus Times : Ve son soru: Çerkes ulusal hareketinin karşı karşıya olduğu beş ana sorun nedir?
İbrahim Yağan : Dil, Khabze (adetler), toprak, demografi ve ekonomi. Bütün bu alanlarda çok büyük sorunlarımız var.
Caucasus Times : En önemli üç tanesi dersek?
İbrahim Yağan : Dil, toprak ve demografi. Hatta iki kelimeyle anlatayım: Hakura Khabzer (Vatan ve Adat). Bu iki kelime, bugün biz Çerkeslerin endişe duyduğu her şeyi içeriyor.
—————————
Sergey Zharkov, Caucasus Times, Nalchik, 21 Eylül 2021.





